Kategori arşivi: Marka

Marka Bağlılığı ile Medya Pazarlaması – Yaşayan Bir LoveMark Hikayesi

“Aşk markaları” güçlü bir cazibe etkisini üzerinde hissettiren markalardır. Bunlar diğer markalara göre tercih edilmekle kalmaz, aynı zamanda “kalbe dokunan, insanı gülümseten” markalarda olabilirler.  Bu anlamda tipik aşk markalarına Nutella ve Haribo’yu örnek verebiliriz. Her sektörde alanında LoveMark olmuş lokomotif bir marka bulabilirsiniz.

Kevin Roberts, 2004 yılında yayınlanan “The Lovemarks Effect” adlı kitabında, bir markayı aşk markası yapan üç temel faktör olduğu teoriyi anlatmaya çalışır.

Bir aşk markası Gizem, duygusallık ve yakınlık barındırmalı.

Hiç düşündünüz mü?

Gizem: Markanız, hikayesini anlattığında tüketiciye ilham veriyor mu, hatta tüketicileri markanız ile ilgili hayal kurdurmak için baştan çıkarıyor mu?

Duygusallık: Marka duyularla deneyimlenebilir mi? Marka sesiniz tipik bir görünümünüz veya karşı tarafa vereceğiniz belirli bir his var mı?

Yakınlık: Müşterilerinizle empati, tutku ve bağlılık ile marka aracılığıyla duygusal bir ilişki kurabiliyor musunuz?

Tüketiciler genellikle yıllarca hatta tüm yaşamları boyunca aşk markalarına sadık kalırlar. Marka hataları affederler. Markalarına güvendikleri için olası fiyat artışlarından etkilenmezler – markanın temel değeri daha önemlidir ve o markaya para harcamaya istekli olurlar.

Ancak İki insan arasındaki koşulsuz sevginin aksine, hayran ve marka arasındaki sevgi bencildir. Marka gerçek bir katma değer sunuyorsa yani kişiye olumlu ve her aşamada sürükleyici bir müşteri deneyimi yaşatamıyorsa istenilen aşk markası statüsüne ulaşamazlar.

Marka Bağlılığı ve Medya Pazarlaması Arasındaki Doludizgin Aşk’a Ne Demeli!

Aşk, karşılıklık bir bağ kurarak, size inanan ve sizin de inandığınız birini veya bir şeyi bulmaktır.

Günümüzde 21. yüzyılın aşk hikayesi, maalesef Romeo ve Juliet tarzında bir hikaye değil. Her insanın her gün temas ettiği şeyin sadece bir telefondan ibaret olduğunu söyleyebiliriz.

İnsanların elektronik cihazlarına bağımlı olduğu bu çağda, en büyük aşk hikayesi de dijital de tüketicinin hayallerindeki markayla buluşup bağlantı kurabildiği noktada yatıyor. Burada bize destek verecek en önemli alan ise medya pazarlaması olarak karşımıza çıkıyor.

Tüm dünyada pazarlamacılar için sosyal medya, marka bağlılığının ortaya çıkması için en popüler yer Marka ve tüketicilerin birbirlerini samimi bir şekilde tanımaları için mükemmel bir zemin sağlar hazırlıyorlar ve diyorlar ki; markalar artık kendi hikayelerinin sahibi değil. Müşterilerin de marka hikayelerinde pay sahibi olmalarına topluluk oluşturarak izin veriyorlar. Otantik marka bağlılığı teşvik etmek, tıpkı bir ilişki gibi, belirli bir düzeyde duygusal yatırım gerektirir. Müşteriyi etkilemek zaman alır.

Markaların sosyal medyada ilişki geliştirmesi her zamankinden daha önemli. Pazarlamacıların mücadele ettiği şey, etkileşimin sürekli ve bitmeyecek olan bir karşılaşma olduğunu kabullenmesidir. Sosyal medya pazarlamasında “beğenme” ölçülebilir bir satış olarak kabul görmese de “beğenme” olayı ile birlikte yeniden paylaşma butonunun kullanılması markanızın başka bir arkadaş çevresi içinde haberdar olunmasını sağlayabilir. Ağızdan ağıza pazarlama dijital de olsa hala en değerli pazarlama biçimlerinden biridir ve Markaların tüketicilerle kurduğu ilişkiler genellikle satışın kendisinden daha değerlidir.

Bu Aşk Burada Biter Mi?

Ataol Behramoğlu “Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim” der şiirinde. Markalar için öyle kolay mı çekip gitmek?

Otantik bir marka pazarlaması yaratmak istiyorsanız ürün veya hizmetiniz o zaman aşkın ilk anlarını hayal edin.

İçiniz kıpır kıpır, Onu ilk gördüğünüz andan beri yeniden karşılaşmak ve bağlantıya geçmek için can atıyorsunuz ve ruhunuzu onlara açmaya hazır ve isteklisiniz. Bu bağlantıyı özlemek, tüm insanların yaşadığı bir şeydir ve pazarlama dünyasına da yansır.

Bugün tüketiciler sosyal medyada gezinerek istedikleri bilgiye erişebiliyor ve bu bilgilerinde dürüst olmasını istiyor. Elde ettikleri verilerde, derinlik, bağlam ve duygu arıyor.

Marka kendi bağlılığını etkili bir pazarlama stratejisi ile sağlamak istediğin de bu üç etkene odaklanmaktır. Hikayesi ile derinlere iner, bağlamsal içerik oluşturur ve algıda kalıcı bir dozda duygu katar. Böylece tüketiciler için marka deneyimi sadece bir ihtiyacı karşılamanın ötesine geçmiş olur. Markaların yalnızca sosyal ağlarda yer almasını değil, aynı zamanda onlarla etkileşim kurmasını isteyen tüketici artık adım adım markaya heyecan duymaya başlar.

Bu nedenle medya, özellikle marka bağlılığı yaratma ve sürdürme söz konusu olduğunda, birçok marka için vazgeçilmez haldedir ve ilişkilendirilebilir bir iletişim için markaya katılım alanı açar.

MARKALARIN TAKLİT EDİLEMEYEN İLİŞKİSİ: FLÖRT

Tüm şirketlerin dijitalleşme yolculuğunda gün gelecek kimse bununla övünemeyecek durumda yer alacak. Dijitalleşmenin bile sıradanlaştığı bir dünyada markamızı ayakta tutmak için türlü oyunlarla baş edeceğiz. Dijitalleşmeyi en başından doğru anlayan ve uygulayanlar için ise bu durum büyük bir koz olarak karşılarına çıkacak. Şimdi onu kullanmanın tam zamanı.

Gelecekten geçmişe bir flört. Mümkün olan en yüksek müşteri yakınlığı için yapılması gerekene şimdiden başlamak için markamızı insanileştirmemiz gerek.

Dijitalleştirme ile taklit edilemeyen tek unsur gerçek bir ilişkidir.

Her şeyin hızlı bir şekilde dijitalleştirildiği bu zamanlarda bir sonraki teknolojiye erişmek isteyen şirketler hemen eksiksiz bir dijital stratejiye ihtiyaçları olduğunu söylüyor. Anlatılan her şeye ikna oluyorlar. Durum gerçekten böyle mi ya da hep böyle mi gidecek her noktayı adım adım inceleyelim:

Sayısallaştırmanın temeli kullandığımız lisan ve ülkeler üzerinden saat dilimleri arasında ağ oluşturmayı mümkün kılar. Sosyal ağdaki veriler, algoritmalar müşterilerimize onların özellikleri ile yaklaşmamıza yardımcı eder. 7/24 dijitalleşmeyi fırsat olarak gören şirketler dijitalleştikleri için kendilerini mutlu ve şanslı sayar. İş süreçleri, iletişimi, satın alma dahi her şey dijitalleşiyor. Bu bir zorunluluk. Her şirket bunu düşündüğünde ve yapmaya başladığı andan itibaren kendi rekabet avantajını ortalama seviyeye getiriyor.

MARKANA SOR:

Dijital olmaksızın bizim markamızı farklı kılan nedir? 

Her şey dijitalleştiğinde bizi rakiplerimizden ne farklılaştıracaktır?

Gelecekte bunun için neye ihtiyacımız vardır?

Dijitalleşmeyle taklit edilemeyen tek bir şey vardır. Gerçek bir ilişki. İlişki; insanların aynı değerleri hissettiğinde ve birbirlerine yaklaştığında ortaya çıkar. Her ikisi de ilişkiye istekli olmalıdır. Markalar için bunu konuşursak markalar da kendi içinde kalarak -kendinden bahsederek- konuşmalı, muadillerine genel sırlar vermeli ve ortaya marka sıcaklığı yaymalıdır.

MARKANA SOR:

Marka sıcaklığını nasıl yayarız? Nelere dikkate almamız gerekiyor?

Değerler ve kültürümüz bizi biz yapan unsurlardır ve her zaman önemlidir.

Dijital dünyada markanız neyi temsil ediyor? Tutumunuz dijitalleşmenin ilk adımında belirleyicidir. Müşterilerle alışveriş uzun vadede başarılı istendiğinde profillerin ve değerlerin de netliğe ihtiyaçları olmalıdır. Sadece yaş ve cinsiyet, gerçekte kim olduğunuzu anlaması için yeterli değildir. Bununla birlikte markanız kendi özünü temas noktalarında tutarlı bir şekilde ve her zaman aynı şekilde açıkça ifade etmelidir. 

Düşünüldüğünde bir markaya aşık olmak ile bir insana aşık olmak arasında çok fazla bir fark yoktur. Aşkınızla nerede karşılaşacağınızı asla bilemezsiniz. Birçok rakipleriniz vardır. Aynı zamanda senden hoşlanıp hoşlanmadığına ve baş başa olmaya aday olup olmadığına beyin sadece 1-2 saniye içinde karar veriyorsa markanız için durumun da böyle olması oldukça manidardır.

Erişilebilirlik – Markalar sizinle ne kadar bir yakınlık kuruyor ? Derin mi yüzeysel mi ?

İlk görüşte aşk budur dersek ilk incelemeden sonra markanın da diğer kişiyle etkileşime girmesi beklenir. Müşterileriyle onlar da yeni bir yakınlık inşa etmeliler. Müşterilerini düşünen onların bulunduğu ortamı iyi belirleyip temas noktalarının kalitesine odaklananlar, uzun vadede müşterilerinin memnuniyetinden ve müşterilerin kendileri hakkında çevrelerine yayacağı tavsiyelerden de yararlanacaklardır. Bir tüketicinin satın alma güdülerini ve gizli arzularını iyi bir iletişime erişebildiğinizde öğrenebilirsiniz. Yeni ve uygun ürün / hizmetler geliştirebilir Bununla birlikte değer yaratabilirsiniz.

Sırları paylaşmak insanları da markayı da birbirine bağlar

Sevgimiz büyüdüğünde daha çok bilmek isteriz. Müşteriler de gönül verdiği marka hakkında her şeyi bilmek ister. Sadece mükemmel tarafları değil amatör tarafları da tanımak isterler. Arkadaki hikayen nedir? Bunun başarılı olması için markaların özgünlük duygusuna ihtiyacı vardır. Perde arkasında planlanmış sosyal medya gönderileri üretmesi markaya yetmez aynı zamanda güncel olaylara veya yorumlara tepki vermesi de beklenir. Bu durum markanın el yazısı ile hissedilebilir şekilde işlenmelidir. Müşteri tarafından hissedilen duruş, yakınlık ve insanlık, markaya ben olduğum gibi buradayım ve kendimi bu şekilde ifade ediyorum algısı yaratır, benzersizlik kazandırır. En kayıtsız müşteriyi bile bir marka müjdecisi haline getirebilirsiniz.

Aşk karşılıklı çalışır

Hayal edelim. Karşımızda tüm cesaretini toplayıp “Seni seviyorum” diye kendini ifşa eden biri, karşı taraftan tek bir şeyi umar: Onaylanmak.

Olumlu bir birliktelik düşündüğümüzde bunun çift taraflı olmasını arzu ederiz. Ancak bu markalar için karşılıklı ve biraz da farklı çalışır. Aşırı olumsuzluğa ve zıtlığa, takıntıya düşmeden markalar da aşk için çalışır. Bilirler ki insaniyet namına duygular iş yapar.

Bir müşteri, hayran olduğu markaya açılırsa, marka da beğeni ve yorumlarına bir karşılık vermelidir. Hayran, marka için herhangi bir çalışan tarafından oluşturulan içeriğe bile kapılırsa, bu markaya olan saygıdır. Markanın bir parçası olduğunu hisseder ve marka başarısını kendi inisiyatifiyle yönlendirir.

Rekabet artık her yer de. Dijitalleşme ise bir nefes kadar bize yakın. Markaları insancıllaştırırsak teknolojinin ötesinde bir rekabet avantajı yakalarız. Öne çıkacağımız gerçeğine markamızı hazırlamamız gerekir.

GİRİŞİMCİ MARKALARIN BAŞLANGIÇ HATALARI

Bir girişimin belli bir ilk yatırım alıp maddi yönden onaylanabileceği ve pazara hazır hale gelmesini kolaylaştırıcı yolları aranmış olsa dahi kendi işinizi kurarken yapılacak daha pek çok şey vardır. Karşılaşılabilecek en ufacık aksilik bile ilk günlerde büyük bir hata olarak önümüze düşer. Birçok yeni girişimci, iş akışlarını engelleyebilecek yaygın tuzaklardan nasibini alır.

Olası hatalara bir göz atalım.

Yanlış isim seçmek

Doğru -yani yaptığınız işi yansıtan bir işletme adı seçmek başarınız için çok önemlidir. Girişim isimleri sırf sevimli, duygusal ya da ilginç diye seçilmemelidir.  Girişiminiz bölgenizden çıkıp ulusal hale geldiğinde marka isminizi hayal edin; isim ne hissettiriyor? Yazması ve hatırlaması kolay mı? İşletmenizin faydalarını akla getiriyor mu?

Yoksa… Satın almış olmak için mi satın alıyoruz!

Yeni bir girişiminizin olduğunu hayal edin. Yeni bir düzen kurmaya ihtiyacınız olan ekipmanları araştırıyorsunuz. Mobilyadan, yazılıma, elektroniğe elbette ihtiyacınız olacak ancak her şeyi önceden satın almanıza gerek yok. Temel öğeleri belirlemeniz gerek. İşletmeniz para kazandıkça ekipmanları yükseltmek işinizi kolaylaştırır. Çünkü iş kurmak için sermayenizi elinizin altında bulundurmanız da gerekir. Gelecekteki olası yatırımlarınızı düşünmeden paranızı tüketmeyin.

Hala bir pazarlama stratejiniz yok mu!

Girişiminizin olması, bir pazar yerinde satışa girmeniz bunlar hepsi hayalimizde olmasını istediğimiz şeyler. Ancak işe sağlam adımlar ile girdiğimizde iş farklılaşıyor. Markalaşma söz konusu olduğunda, logonuzu, web sitenizi ve diğer pazarlama materyallerinizi tasarlaması için bir profesyonele nasıl bir ödeme yapacağınızı da bilmeniz gerekli. Ürününüzü biliyor olabilirsiniz, ancak potansiyel müşterinize onu doğru bir şekilde nasıl temsil edeceğiniz konusundaki bilgi eksikliğiniz girişiminize zarar verebilir. Profesyonel odaklı bir pazarlama stratejisinin elinizdeki en önemli koz olduğunu unutmayın.

Çok çalışırken kendine ait odağını kaybetme.

Kendinizi sizi motive eden profesyonellerle çevreleyin. Yeni fikirler üretmek, sizinle benzer düşünen bireylerle bağlantı kurmak için uzmanlığınız dahilinde yer alan ağ oluşturma gruplarına katılın, gönüllü olun, kurullarda ve diğer etkinliklerde hizmet verin.

Düşük fiyat ile pazara girmek

Ne ücretlendirmenizi belirlemek için malzeme, işçilik, kira, kamu hizmetleri, vergiler ve daha birçok detay ile tüm iş yapma maliyetinizi düzenlemelisiniz. Başlangıçta sadece giderlerinizi karşılayabilmeli, eşit veya küçük bir kar elde edebilmelisiniz. Öte yandan, rekabetçi fiyatlandırmayı araştırmalı, sizin pazarınızda benzer hizmetler için ne ücret aldığının araştırmasını yapmalısınız. Yüksek veya düşük, hizmetiniz ne ise ortalamanın çok dışına çıkmamanız gerekir. Pazarda yer alacağınız alan ne kadar size özel spesifik olursa ve ne kadar talep görürseniz sizin de talep edebileceğiniz fiyat o kadar yüksek olur.

Dikkatinizin dağılmasına izin vermeyin.

E-postaları kaç dakikaya bir kontrol ediyorsunuz? İnternette gezinmek için saatler mi harcıyorsunuz? Dikkat ekonomisi oluşturmak zaman alır ve kâr sağlar. Gelir getiren faaliyetlerinize öncelik verin ve buna zaman harcayın. Resmi bir çalışma programı belirleyerek ona sadık kalmak işinizi kolaylaştırır.

Herhangi bir işe başlamadan önce, araştırma yapmak, diğer başarılı işletme sahipleriyle iletişim kurmak, bir bütçe oluşturmak ve tüm plana bağlı kalmak sonunda girişiminizi arzu ettiğiniz memnuniyet seviyesine getirecektir.

GİRİŞİMCİLİK VE MARKALAŞMA

Pandemi ile birlikte artış gösteren marka bilinci oluşturma, sadece kurumlar için değil kişiler içinde en önemli sorumluluk olmaya başladı. Bir şeyin daima daha fazlasını arar haldeyiz. İşe yeni başlamış girişimcilerin de işleri ile birlikte kendilerini de markalamaları zorunlu hale geldi.

Girişimcilerin hepsi pazarda var olan kaynaklar ve ele geçirmek için uğraş verdikleri fırsatlar için rekabet ediyor. Tam bu noktada kendilerine ait olan hikayeyi paylaşmaları, itibarlarını geliştirmeleri kendilerine ait. İşini markalaştırmak istemeyen kendi alanında kalmak isteyen bir girişimci olarak yola devam ettiğinizde rakiplerinizin önüne çıkmamanız imajınıza, şirket değerlemenize, kârlılığınıza hatta hedef kitlenize dahi zarar verebilir.

Benim Markam

Kendinizi markalamak için siz ve şirketiniz arasında ortak noktalar bulun.

Ortak temel özellikler belirleyerek işin başlangıç kısmını bir adım ilerlettikten sonra müşterilerinizin gözünde sizi ve girişiminizi aynı noktaya getirmek için proaktif olarak çalışabilir, aynı güçlü kaliteye işinize verdiğiniz önem kadar kendiniz için de sağlamış olursunuz. Her ürün, hizmet, müşteriler için dürüstlük, güven, etki, müşteri odaklılık gibi izlenimlere sahiptir. Yaptığınız işte ki benzer özellikleri tanımlayın ve bunları kendi kimliğinize dahil ederek ortaya çıkın ve bilinin.

Uzman olun.

İş dünyasında kendi alanınıza liderlik ettiğinizden emin olmanız gerekir. Bu bakış açısı sizi güvenilir, yenilikçi ve işinde uzman bir düşünce lideri olarak tanıtacaktır. Zamanla da üzerine siz ekleyerek daha etkin bir konuma geleceksiniz. Müşterileriniz tarafından daha önce karşılanmayan ihtiyaçlarını uzman gözüyle karşılama isteğiniz sizin işine önem veren biri olarak algılanmanızı sağlayacaktır.

Önce Ağ Kur Sonra Bağ

Doğru insanlarla ağ kurmak, sizi potansiyel müşterilerin yanı sıra sektör büyüklerinin yanında da yer almanıza bir adım olacaktır. Bunun için yapmanız gereken girişiminize odaklı çalışan bir ağ stratejisi düşünmenizdir. İnsanlarla bağlantı kurduğunuzda fikir ve bilgi alışverişinde bulunduğunuzda, cömertlik geri dönecektir.

Sosyal medyayı kullanın

Günümüz dünyasında müşterilerimiz bunun üzerindedir. Herkes kolay, ilginç ve hızlı olan bu mecralarda bulunmayı sever ve ister haldedir. Sen ve girişiminin içinde sosyal medya da olmalıdır. Kişisel ve ticari markanızı ayrı tutmayı unutmayın.

İletişim becerilerini doğru kullanın

Mükemmel iletişim becerilerine sahip olmak öne çıkmanıza da yardımcı olacaktır. Ne dediğine dikkat etmek, daha iyi yazmak, gramer ve imlalarına dikkat etmek sadece sizi öne çıkarmaz. Kurduğunuz işinizi de bir adım ileriye taşımaya yardım eder. Doğru taktikler ile iyi bir sunum yapabilmek siz ve kuruluşunuz daha etkili olarak algılatır. Girişiminiz ve size ait çevrimiçi bir video, ürün videosu veya kurumsal eğitim, müşteri görüşleri gibi avantajınız için tüm iletişim türlerini kullanmaya çalışın.

Kendiniz olun

Ne yaparsak yapalım kitlemizin kim olduğuna bakmaksızın her zaman tutarlı ve özgün olmak zorundayız. Girişimcilerin sadece işlerini değil, kendilerini de markalaştırmasının önemli olduğu zamanlardan geçiyoruz. Ön plana çıkmak, kendimizi görünür kılmak ve mümkün olduğunca çok kanal aracılığıyla müşterilerle iletişim kurmak önce kendimiz olduğunda ve buna değer verdiğimizde bize yol gösterecektir.

YENİDEN MARKALAMANIN ÖZÜ

Yeniden markalama, bir şirket için yeniden yapılan kimlik yenilenmesi, logo değişikliği veya yeni bir döneme özgü ambalaj tasarımı değildir. Bunların hepsi pazarlamanın bir aracı olup markanın tüketici algısını yaşatmak için gerekli unsurlardır.

Yeniden markalaşma, eski ve yeni müşteriler arasında birlikte daha güvenilir noktalar aracılığıyla şirket hakkında yeni bir izlenim oluşturulmasını sağlamaya çalışmaktır.

Yeniden markalamanın özü nedir?

Pazarlama araçları içerisinde yer alan yeniden markalama tüm ekip tarafından yönetilmesi ve kontrol edilmesi en zor olan bir çalışma sistematiği içerisinde yer alır.

Bir şirketin yeniden markalaşması” çoğu zaman yeni bir harcama kalemi olarak görülmektedir. Pazarlamada tasarım, konumlandırma ve markalama eş değer halde birlikte yürür ve yeniden üzerine bir işlem geçirecek olsa bu üç terim yine birlikte çalışmak durumundadır. Geçmişten bugüne Starbucks marka tasarımına baktığımızda Markanın görünen yüzü olarak ifade edilen logonun 1971’den bu ya da Hemen hemen 1o seneye bir eski ve yeniyi bir arada tutabilmek için marka bünyesinde yeniden biçimlendirmeye gidilmiştir.

Yeniden tasarlama bir araçtır. Bir marka logosunun, kurumsal kimliğinin, bir ürün ambalajının tasarımını yeniden özel olarak tasarlanır. Bu değişiklik belli pazarlama iletişim araçları kullanarak yayınlanır ve sunulur. Ancak ikinci çalışmaya geçildiğinde durum daha bir derli toplu çalışmaya kendini bırakır. Daha net stratejik açıdan olaya bakılmasını gerektirir. Yeniden konumlandırmanın görevi, yapılan değişikliklerin dikkate alınması ile birlikte potansiyel müşteriler için yeniden bir marka bilinirliğinin kazanılmasını sağlamaktır.

Yeniden markalama çalışmanın son ayağını oluşturur. Markanı iyileştirilmesi yerine kullanılır. Şimdiye kadar “yeniden” adı altında yapılan çalışmalar üzerinde görsel alanlar, verilmek istenen mesajlar, iletişim çalışmaları oluşturulur. Yeniden markalama için kendi ve pazar içindeki durumun eş değer değişkenlik göstermiş olması gerekir.

Yeniden markalamaya en az üç durumla karşı karşıya kalındığında geçilmesi düşünülmektedir.

  1. Bir marka yeni bir şirket tarafından satın alındığında sahip olduğu imajı da devreder. Satın alan şirket kendi imaj ve algısını oluşturur ve sahibi olduğu marka üzerinde değişiklik yapma hakkına sahip olur.
  2. Marka bir nedenden dolayı -olumsuzluklar yaşanmış olabilir-, yeni bir şirkete devri olabilir-hedef kitle için kabul edilmediğinde yeniden markalama sürecine hazırlanılır.
  3. Piyasa ortamında oluşan değişiklikler, tüketici algısının yön değiştirmesi, hedef kitlenin olgunlaşması yeniden konumlandırma için düzenleme yapılmasını gerektirir.

Bunun dışında, marka pazardaki konumunu kaybetmeye başladığımda, hedef kitlenin ilgisi azaldığında, bir an da hiç akıllarda yokken farklı bir rakip ile karşı karşıya kaldığında, yeni pazar trendlerine uyum sağlamak için, hedef kitlenin alışveriş tercihlerini değişmeye başladığında, Şirket faaliyet alanı değiştiğinde yeni bir hizmeti bünyesine katmak istediğinde, yeni bir fiyatlama düşünüldüğünde, şirketin değer ve hedeflerindeki değişikliklerde, farklı bir odak ortamı sağlamak istenildiğinde, dikkat çekmek için yeniden markalama gerekir.

Yeniden markalaşma geçmişten geleceğe şirketler için ilerici bir yön açmış olsa da her zaman yeniliği ardından getirmez bazen de sadık müşteriler arasındaki ününü de kaybettirebilir.

Yeniden markalaşma adımları

  1. Markaya genel bakış sağlanmalıdır. Yeniden markalamaya başlarken en önemli şey, artık markanızı ilk kurduğunuz an’a gidip başta yaşanılan bir süreç gibi yüksek katsayıda önemli olmadığıdır. Şirket yeniden markalamanın sonunda -bir marka var etme sürecini geçirdiği için- ne sonuç alacağı ile ilgilenir.
  2. Sürekli değişen Pazar koşullarında marka algısını aynı mı, ne farklılaştı, bizi engelleyen nedir?
  3. Farklı hedef kitle türleri için bizim markamız halen ne kadar tercih ediliyor, satın alım olmasa dahi adımız geçtiğinde markamız popülerliğini koruyor mu?
  4. Zayıf yönlerimizi biliyor muyuz?
  5. Hangi güçlü yönlerimiz ile öndeyiz?
  6. İş rekabet gücümüz için neler yaptık, nasıl koruyoruz?
  7. Farklılaştırma için neler gerekli, nerede ne yapacağız? Taktik ve stratejimiz nedir?

Bu ve benzer sorulara cevap verdiğimizde mevcut durumda markaya yönelik tüketici tutumlarına bakmış hedef kitle sadakati tespit etmiş oluruz. Şirketin dış gözlemi yapılırken içte de finansal kaynaklar araştırılmalıyız.

  • Marka kimliğinin yapılandırılması. Konumlandırma ile yeniden ve baştan değil yeniliği içeren iç ve dış da tutarlı bir marka iletişimi oluşturulur.
  • Yapılan çalışmaların piyasa ile tanıştırılması sağlanır.

Yeniden markalaşmanın avantajları, dezavantajları vardır.

Yeniden markalaşmanın en büyük faydası müşterilerin şirkete veya belirli bir ürüne yeni bir gözle bakılmasını sağlamak ve hedef kitlenin tutumunu yeni düzene göre olumlu yönde değiştirmeyi başarmaktır. Marka böylece yeniden yeni bir sadık hedef kitle grubunu ortaya çıkarır.

Dezavantajı ise yeniden markalama pahalıdır. İşe amatörce yaklaşıldığında ulaşılmak istenen sonucu vermez ve çabalar boşa gider. Tanınmış birçok marka yeniden markalaşmaya gittiğinde hedef kitleden umduğu etkiyi alamamıştır. Örnek: Pepsi

Pepsi

Tüm dünyada içecekleri ile bildiğimiz Pepsi şirketi, markasında değişikliğe gitmek istedi. Her şey umdukları gibi giderken yeni logo tüketiciye aynı hissiyatı vermedi. 1 milyon dolara mal olduğu konuluşan ve logo da gülümsemeyi simgelediği savunulan beyaz şeridin eğimini kimse anlamamıştı. Tüketici yeni logoya görseldeki gibi tepki vererek durumu ti’ye aldı. Pepsi durumu gördü ve çalışmalarını sonlandırdı.

Acelece eylemler şirketin gelecekteki işine zarar verir. Unutulmamalıdır ki yeniden markalaşma sadece bir logo ve kurumsal kimlikle sınırlandırılmadığı için yüksek katsayıda riski de barındırır. Bir marka işinin tüm yönlerini baştan sona etkiler.

Ürün, Marka, Pazarlama Ne İş Yapıyorsun?

Ürün, marka, pazarlama hatta satış birbiri ile yakın temasta olan iş alanlarıdır. Benzerlik gösterdiği yanlarla birlikte elbette ki farklılıkları da vardır. O minicik farklar bazen göz ardı edilebilir fakat işin detayına girildiğinde bir çok şeyi aynı anda yapabilme, gün içinde bir çok işe yetişmek de iş içinde birden karmaşayı ortaya çıkarabilir. Kaçırdığımız ufacık bir nokta bizi ileriye götürebilecekken çalışmamızı geriye itebilir. Elbette ki şirketlerin bu departmanları kurabilme bütçesini de göz ardı etmemek gerekir. Biz yine de gelin bu departman müdürleri ne iş yapar onlara göz atalım.

Ürün, Marka, Pazarlama Yönetimleri Arasındaki Farklar

Marka Müdürü

Bir şirketin içinde şirketin sahip olduğu farklı birçok ürünü olabilir, ancak kendilerini bir marka haline getiren birkaç başarılı ürünü vardır. Piyasada birçok müşteri bu başarılı ürünleri bilir ve direk onlara gider çünkü ürünün verdiği ihtiyaçtan eminlerdir. İşte bu markaların kalitesinin halkın isteğine göre algıda kalmasını sağlamak için bir marka müdürü ile çalışılır. Bir marka müdürü, üretim, tedarik ve pazarlamanın her yönü ile ürününün satılması için perakendeciler dahil her alandaki ekip ile iletişim halinde olmalı ve iyi ilişki kurmalıdır. Marka Yöneticisi bir şirketin ürün veya hizmetlerinin tüketicileri tarafından algılanan imajdan sorumlu bir kişidir.

  • Marka bilinirliği için stratejileri belirler, tüketiciler üzerinden marka imajını değerlendirir. Satış ve pazarlama stratejileri geliştirir, Marka için verilecek olan/verilmiş reklamların kontrolünü inceler.

Ürün Müdürü

Bir ürün yöneticisi ürünlerin satışını artırmak için stratejiler tasarlar. Ürün lansmanı ve ürün geliştirmeden sorumludur. Bir ürünü yaygınlaştırmak için yeniden paketleme yapabilir. Pazarlama ve reklam ekipleri ile ürün satışlarını iyileştirme için iş birliği yapar. Marka yöneticisi, bir marka adı altında ürünün satışlarını sürdürmek ve geliştirmek için markanın konumu ve imajı üzerine ilgilenirken ürün yöneticisi, satışları artırmak için pazarlama teknikleri üzerine çalışır.

  • Bir marka müdürü genelde tüketici ürünleri ile ilişkili iken (B2C) bir ürün müdürü B2B müşterileri için çalışır. Bir marka müdürü, perakendecilerin markasına öncelik vermesi ister bunun için yakın iş birliği içerisinde çalışır. Bir ürün yöneticisi ise ürün satışlarını iyileştirmek için pazar içinde *agresif pazarlama teknikleri kullanır.

* (piyasada aynı sepmentteki rakibinin zayıf yönlerini saptamak ve yeniden bir strateji geliştirmek)

Pazarlama Müdürü

Bir ürün veya hizmeti sunmak ve potansiyel müşterilere ulaşma görevini almıştır.

  • Demografik verilerden müşterilere ulaşır, Hedeflere ulaşmak için satış departmanıyla iletişim kurar, Hizmet ve ürün talebi ile ilgili pazar araştırması ve raporlama yapar. Müşterilerin ürün veya hizmetin değerini anlamasını sağlar.

Marka Müdürü ve Pazarlama Müdürü her ikisi de görev tanımları farklı olsa da müşteri ve kurum imajını geliştirmek ve tanıtmak için çalışırken aslında marka tarafında yoğunlukla imaj, algı üzerine odaklanılmıştır. Pazarlama tarafında ise satışları artırmak için potansiyel müşterilere ulaşma görevi vardır. Bir fikir üzerine hareket eder. sonrasında bunu da müşteri ile birebir görüşen satış müdürü ve ekipleri ile iş birliği içinde yürütmeye çalışır. Marka ve Pazarlama, üretimden çok önce başlarken, ürün ve satış, üretim sırasında, satış öncesinde satış anı ve hatta satış sonrasında da devam eden süreçlere yönelik çalışır.

BİR MARKANIN FARKINDA OLMAK

Bir markanın sahip olduğu olumlu ya da olumsuz kaydedilen tüm bilgiler tüketiciler tarafından bilinmeye başlandığında bir marka farkındalığı ortaya çıkar. Farkındalık, tüketicinin marka hakkında kendi zihninde yarattığı etkidir. Tüketiciler, hafızasında birçok markayı diğer markalarla karşılaştırır. Bu noktada elde edilen tüm veriler marka farkındalığını oluşturarak tüketicinin satın alma sürecinde önemli bir rol oynamaktadır.

Keller’e göre marka farkındalığı üç avantaj sağlar. 

Sırasıyla; düşünme, göz önüne alma ve seçim avantajları tüketicinin satın alma esnasında farkındalık sürecine etki eder. Farkındalık Piramidi olarak da ifade edilen bu süreç 4 farklı kademede oluşmaktadır. 

David AAKER Güçlü Markalar Yaratmak isimli kitabında bu farkındalık piramidini en alttan yukarıya doğru şu şekilde açıklar. Marka tanınmışlığı, marka çağrışımı, akla ilk gelen marka olmak ve marka ismi hakimiyetidir.

· Marka tanınmışlığı; markaya karşı aşina olan bakış açısına vurgu yapar. Bir markaya aşina olan tüketici, zihninde o marka hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olmuş demektir. Bu tanınmışlık ilgi duyulan bir markayı diğer markalardan ayırmaya yeter. 

· Marka çağrışımı: bir markanın hatırlanabilmesi için ait olduğu sektördeki sınıflandırma düşünülerek direk tüketicinin aklına gelmesidir. Bu durumda, tüketici ürünü seçmek için kafa yormaz. Marka gruplarına ait akla gelen birkaç ismi bir arada gördüğünde, biri çağrışım düzeyini korur.

· Akla ilk gelen marka olmak: bu seviyede marka tutkunu olan tüketiciler markanın farkındadır. İşletmelerinde istedikleri budur. İlgili ürün kategorisi içinde ilk akla gelen marka olmak en çok farkında olunan marka anlamını taşır.  

· Marka ismi hakimiyeti: en üst farkındalık seviyesidir. Tüketicilere bir grup sınıflandırması içinde yer alan marka ismi sorulduğunda büyük çoğunluğun sadece tek bir markayı dile getirdikleri seviyedir. Marka farkındalığı, markalama adımı içerisindeki pazarlama çalışmalarında temel bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Marka Farkındalığını Oluşturan Unsurlar:

En belirleyici faktör reklam ve pazarlama faaliyetleri olarak akla gelir. Reklam faaliyetleri markayı teşhir ederek marka farkındalığını artırır. Tüketicide alım oranını arttırır ancak bir reklam çalışması tek başına bunu karşılayamaz. Marka farkındalığı için markanın yaşı ve tarihi bile önemli rol oynamaktadır. Marka tarihi tüketiciler de belli bir marka bilinirliliğinin oluşturulmasını sağlaması için önemlidir. Ayrıca pazarlama ve reklam çalışmaları içinde marka farkındalığını arttıran bir diğer unsur dağıtımdır. Satış yerlerinde markayı hatırlatma için tekrarlanan marka çalışmaları, fiyat ve promosyonlar kişiye ilgili markayla ilgili farkındalık sağlar.

2000’li yıllarla gelişen ve günlük yaşamımızda önemli bir yer kaplayan dijital kanalların yoğunluğu tüketicinin istediği markaya direk ulaşmasını mümkün hale getirmiştir. Rekabetin yoğun olduğu bu dünyada tüketiciye bir markayı sevdirmek ve tercih edilebilir olmak sosyal medya kanalları aracılığıyla daha çok çalışmayı gerektirir. Dijital mecralarda da marka farkındalığının oluşturulması, rakiplere karşı üstünlük sağlama, tüketicinin ilgisini çekme bu nedenle önemlidir. 

Marka farkındalığı, marka için hatırlanma başarısı içerir.  İşte bu nokta da markanın nasıl tanındığı ve markanın hatırlanabilmesini sağlayan imaj çalışmaları da önem kazanmaktadır. 

Marka İmajı Marka Farkındalığını Nasıl Güçlendirir?

İlk adım çalışmalarınızı yürüteceğiniz sektörde ortaklarınızı, müşterilerinizi, tüm özellikleriyle birlikte iyi tanımlayabilmektir. Bu müşteri kitlesine uygun iş hedeflerinizi belirlemeden bir marka imajı oluşturmak elde edilen sonuçları etkisiz veriye yol açar. Oluşturacağınız marka kişiliği ürün ve hizmetinizin faydalarını açıklarken müşterilerinizi harekete geçirecek nitelikte olmalıdır. Tüm bunları ana bir mesajla birleştirip tüketicinin önüne çıktığınızda tüketici için satın alma süreci başlarken sizin için de tüketicinin aklına girme ve marka farkındalığı süreciniz başlamış olur.

Marka Farkındalığı içinde önemli bir yere sahip olan halkla ilişkiler çalışmaları markaların uzun vadede olumlu algılanması konusunda etkilidir. Gün içinde sürekli farklı bilgilere maruz kalan toplum bilinci kendisi için en uygun markayı bulmaya çabalar. Burada önemli rol oynayan PR aktiviteleriyle desteklenen marka, markayı sunma ve etkisini koruyabilme şeklinde bir ortam oluşturulmasını sağlamaya çalışır. Marka farkındalığı ile birlikte gelen marka güvenilirliği, imajın korunması, marka bilinirliliğini sağlamaya katkıda bulunur.

Tüketici tarafından benimsenen markaların daha çok tercih edildiği birçok araştırmalar tarafınca kanıtlanmıştır. Satın alma sürecinde önemli rol oynayan marka farkındalığının sadece pazarlama ve reklam değil halkla ilişkiler tarafından da desteklenmiş olması hedefinize daha kolay ulaşmanızı sağlayan çalışmalar arasında gösterilmektedir.

MARKANIN BİR HİKAYESİ VAR MI?

Princeton Üniversitesi’nde yapılan araştırmaların birinde “dinlediğimiz hikayelerin beyin aktivitesi” ile ilgili bir çalışma ile yansıtıcı metaforu kullanılmış. Bir aparat yardımıyla dinleyicilerin beyin aktivitesi konuşmacıların aktivitesine yansıtılmış. Bu esna da, hikaye içerisinde okuyucuların ne kadar, hikaye ile bağ kurabildiklerine bakmışlar. Eğer okuyucu bağlantı kurabilir ise o hikayenin o kişi de daha iyi anlama, kabul edilebilirlik ve güven hissi oluşturduğunu kabul etmişler.

Hikayelerin güven ürettiği bir gerçek fakat bunu sıradan bir hikaye olarak anlatırsanız bu güvenin tutmama ihtimalini düşünmemiz gereklidir. Dinleyicinin zihninde bütünlük oluşturma özelliği sağlayabilmeliyiz.

Hikayelerle ilgili en iyi ve kalıplaşmış unsurlardan ilk’i tamamen size özgü olmasıdır. Benzersizliğiniz piyasa içerisinde daha iyi konumlanacaktır.

Marka hikayenizi oluştururken büyük resme bir bakın.

  • Bu işi neden oluşturdunuz?
  • Kime ve ne için hizmet etmek istiyorsunuz?
  • Bu hizmetin ortaya çıkışı nedeni nedir?
  • Nasıl bir boşluk gördünüz?

Vereceğiniz her cevap size marka hikayenizi oluşturmanıza yakınlaştıracaktır. Ancak iyi bir hikaye piyasaya ideallerinizi doğru anlatabilmenize yardımcı olur. Hikayenizi benzersiz yapan sizin zihninizden dökülen kelimelerdir. Çok hızlı konuşabilir, heyecanlanabilir veya çok düşünceli bir sunum yapabilirsiniz. Ama anlatmak istediğiniz bir hikaye vardır ve bu sizin içinizden geliyordur. Hikayelerinizin anlatış biçimi ve özgünlüğü sadece sizi yansıtır.

Marka hikayenizi oluşturmadan önce ikinci unsur olarak müşterileri tanımaya ne dersiniz? Bu konu çok karmaşık bir yapıdadır. Demografik bilgiler dışında müşterilerinizin davranışlarını motivasyonunu marka ile yaşadığı deneyimi bilmek size daha kalıcı bir marka hikayesi sunacaktır.

Hikaye daima basit olmalıdır. Temel kavramlar belirlendiğinde bu yol daha kolay ilerler.

Sorun, çözüm ve başarının bulunduğu bir marka hikayesi şablonu çıkarmak yeterlidir. Bir problemin çözümü ve başarıya ulaştıran heyecanı paylaşmalısınız. Detaylar hoşumuza gider fakat karmaşık modeller marka hikayesine taşınamaz. Sadeliğe ihtiyaç vardır.

Hikaye, markanın orada bulunma sebebini açıklar.

Markanız neden var? Niye sizi tercih etsinler? Bu soruları gerçek bir hikaye ile cevaplayabiliyor olmalısınız.

Hikaye, müşterilerle bağlantı kurmaktır.

Marka hikayesi markanın kendisi ile ilgili değildir. Müşteri zihnini hedefleyen ve bu hikaye yardımıyla müşterilerinizle daha kolay bağlantıya geçişi sağlayan bir yoludur. Hedeflediğin müşteri ile bağlantı kurduğunda, ardından güven gelir ve müşteriler bir ürün değil hikayenin bir bölümünü satın alarak onun içinde bulunmak ister. Hikaye markanın görünen yüzünün çerçevesidir. Yanıltıcı olmamalıdır. En önemli temel değer marka hikayenizin müşteriniz de yaşamasıdır. Deneyim çağı içerisindeyiz. Hikayenizi deneyimletin ve zihinlerde canlı tutmaya çaba gösterin.

BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA VE MARKA

Bütünleşik pazarlama iletişimi, anlatılmak istenileni, farklı kanallarda farklı iletişim türleriyle tek bir mesaj altında birleştirme görevini sağlar. Bütünleşik pazarlama tüm alanlar dahilinde verilmek istenen mesajı belli bir plan ekseninde uzun döneme yayarak kurgular. Geleneksel açıdan değerlendirildiğinde bütünleşik pazarlama etmenlerinin her bir birimi kendi içinde iletişimini ayrı ayrı oluşturmaktadır. Halkla ilişkiler, reklam, kişisel satış kendi bünyesindeki iletişimi bütünleşik pazarlama iletişiminde bir araya getirerek sinerji yaratmaya başlamış ve bir ürün ya da markanın imajı ve değer üzerine odaklanılmasına yol gösterici olmuştur.

Bütünleşik pazarlama iletişimi tüketicilerle tutarlı, sadık ve kuvvetli marka ilişkileri yaratabilmek ve bunların güçlü bir biçimde sürdürülmesini sağlamak için strateji ve kampanyalar yaratmaya çalışır. Tüketicilerin marka ile olan ilişkilerinde güveni sağlamaya çalışır.

entegre ol!

Marka iletişiminin 4 başlık altında incelenmesi:

Marka İletişimi ve Reklam

Pazarlamacılar ve reklamcılar tüketiciye vaat edilen bir marka imajını yaratmak ve güçlendirmek için belli reklam süreçlerini öğrenmek durumundadır. Bir markanın dikkat çekiciliği yapılan reklam çalışmalarının bir ürünüdür.

Bir marka iletişimi için reklam;

  • Markanın tüketici üzerinde yarattığı değerin bilinmesini sağlar
  • Tüketiciye sunulan hizmet kalitesini ön plana çıkararak tek bir marka imajının geliştirilmesine seçenektir
  • Geliştirilen imajı ikna edici iletişim reklam çalışmaları ile destekler
  • Marka algısını etkileyecek reklam çalışmalarının geliştirilmesi üzerine çabalar
analiz et!

Marka İletişimi ve Halkla İlişkiler

Günümüzde pazarlamanın beşinci P’si olarak gösterilen Halkla ilişkiler (Public Relations) marka faaliyetlerinin yoğun bir şekilde destekleyicisidir.

Marka yaratmak müşteri üzerinde olumlu bir imajın yaratılmasıdır. Olumlu imaj yaratma da en büyük görevi halkla ilişkiler birimi üstlenir. Halkla ilişkiler çalışmaları sayesinde hedef kitleler belirlenir ve marka yaratma çalışmalarını birlikte yürütülür. 

Marka İletişimi ve Kişisel Satış

Kişisel satış, tutundurma araçlarının en önemlilerinden biridir. İşletme içerisinde satıcı ve alıcı arasında kurulan faaliyetler dizisidir. Pazarlama hedeflerine ulaşmak için karşılıklı iletişim yolu ile yaratılan ilişkinin uzun dönem amaçlanarak geliştirilir. Kişisel satış etki ve tepki üzerine kurulu bir iletişimdir. Marka yaratma ve markanın tutundurma sürecinde kişisel satış elemanının konuşması, giyim tarzı, beden dilinin etkin bir şekilde kullanımı önemlidir. 

Marka İletişimi ve Fiyatlandırma

Fiyat marka için önemli bir promosyon aracıdır. Fakat dikkatli bir kullanım gerektirir. Markanın değerini düşürdüğü hissedilen noktalarda kullanılmamalıdır. “Bazı ürünler fiyat düşüklüğü nedeniyle tercih edilebilinir. Bazı ürünler ise parfüm, kozmetik gibi pahalı fiyatlar dahilinde tercih edilir. En önemli unsur reklam tarafından tüketiciye duyurulan ürün fiyatının uygunluğunu hissettirmedir. Fiyat diğer seçenekler arasından sıyrılarak tüketiciyi ikna etme konusunda önem kazandırır.       

ulaşılabilirliği etken kıl!.

Marka iletişimi nedir?

Marka iletişimi işletmelerin pazarlama stratejileri ile doğrudan bağlantılıdır. İşletmeler marka iletişimi uygulamalarını pazarlama stratejileri üzerinden gerçekleştirmektedir. Pazarlamanın 4P’si olarak bilinen dört temel unsur ele alınarak ürün-hizmet, fiyat, dağıtım ve tutundurmaya yönelik kararlar üzerine marka iletişim çalışmaları hayata geçmektedir.

Marka iletişimin de bütünleşik pazarlamaya neden ihtiyaç vardır?

Çağdaş pazarlama anlayışı içinde marka iletişimi her bir uzmanlığın tek tek, birbirinden bağımsız profesyonel bir biçimde yerine getirilmesiyle birlikte aynı zamanda tek bir elden koordine edilmiş ve bütünleştirici bir yapı üzerine iletişim yönetimi benimser. Halkla ilişkiler, reklam, kişisel satış gibi uzmanlık alanlarında gerçekleşen tüm çabalar bütünleşik pazarlama yönetimi içinde birleşerek marka iletişimini destekler niteliktedir.

Marka iletişimi ile bütünleşik pazarlama iletişimi arasında nasıl bir ilişki vardır?

Bütünleşik pazarlama iletişimi pazarlama karmasının promosyon unsuru kapsamında yer alan uzmanlıklara ilişkin çabalardır.  Markaya yönelik verilmek istenen iletişim mesajlarının hedef kitlelere aktarımı üzerine çalışır. Bu sebeple marka iletişimi; halkla ilişkiler, reklam, satış geliştirme, kişisel satış, doğrudan pazarlama içinde kullanılacak iletişim türünde ürün fiyat ve dağıtıma yönelik tüm kararları bütüncül açıdan ele alan bir düzen içinde ilerler.

SOYUT İMAJ VE KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK BİRLİKTELİĞİ

Kişilerin duygu ve tecrübeleriyle algıladığı imaj türüne soyut imaj adı verilir. Günümüzde tüketiciler, sayısız seçenek arasından karar vermek ve kendi satın alımlarını kolaylaştırmak için duygu ve deneyimlerine göre davranmaya başladılar. Bir kurum imajı oluşturma sürecinde hedef kitlenin duygusal ihtiyaçlarına da önem verilmesi gerektiği soyut imaj kavramının gerekliliğini ortaya koyar. Güçlü bir kurum imajı; oluşturulmak istenen tüm imaj kavramlarının birlikteliğidir.

Soyut İmaj Kavramı

Bobbie Gee “Creating A Million Dollar Image For Your Business”adlı kitabın da duygusal bir bağ kurmak amacıyla bir işletme de güçlü imaj yaratmak için 4 unsurun olması gerektiğinden bahseder.

  • İletişim için gerekli dengeli bir iç iletişim
  • Görselliğe dayalı bir dış imaj
  • Çalışanlara yönelik iç imaj
  • Müşterilerle duygusal bağlantı için soyut imaj oluşturma çalışmaları gereklidir.

Etkili bir kurum imajı yaratmak için 4 unsurun birbiriyle bir düzen içinde ilerlemesi gerekir. Müşterilerin işletme hakkında duygu ve düşüncelerini içeren soyut imaj işletme üzerinde uzun vade de daha önemli bir etki bırakır.

Takım çalışması…

Soyut İmaj için Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çalışmaları Neden Olmalı?

Küreselleşmeyle birlikte işletmelerde de birçok değişiklikler yaşanmıştır. Bu değişimler işletmeyi sadece üretim yapan ve kar eden yerlerden çıkarmış müşteri odaklı ve onlar için çabalayan kuruluşlar olarak yer almalarını sağlamıştır. Soyut imaj çalışmaları üzerine çalışan işletmeler için müşteri üzerinde yaratılacak algı çalışmalarında sosyal sorumluluk sahibi bir işletme olmanın önemi büyüktür.

İşletmeler rekabet avantajı elde etmek, farklılık yaratmak için sosyal bir misyon da bulmalıdır. Sosyal sorumluluk bilincine sahip olmak önemli bir farklılaşma göstergesi olarak diğer işletmelerden ayrılır. Sadece iyi bir kar oranına sahip olmak işletmelerin piyasadaki asıl varoluş amacına etki etmez. Bir işletme toplumsal bir misyon çevresinde çevresine de hizmet etmelidir.

Sosyal Sorumluluğun Tüketici İçin Anlamı

Bilinçli tüketici bir ürün satın almak istediğinde dar alanda; fiyat, kalite ve hizmet unsurlarıyla ilgilenir. Fakat geniş çerçeve de o kuruluşun çevreye karşı hangi alanlarda sorumlu olup olmadığıyla da ilgilenebilmektedir.

Günümüzde bilinçli potansiyel tüketici satın alma kararlarını, kurumların sosyal bilincine göre de vermektedirler. Sorumluluğa ve çevreye olan ilgi giderek artmaktadır. Tüketiciler, kötü ürün veya hizmet ile karşılaştığında kolayca vazgeçebiliyorken sosyal sorumluluk kalitesi düşük olan ve işletme ile tutarsız bir durumun edinildiği noktalarda da bu satın alımı gerçekleştirmemektedirler.Sosyal sorumluluk çalışmaları kurum imajını geliştirmede ve satın alımlarda bağlılığı arttırmada etkili bir araç olmaya devam edecektir.

iş dünyası…

Soyut İmaj Nedir?

Soyut imaj, duyguların içinde yer aldığı her türlü bağdır. İş hayatında başarı hedef kitlenin duygularının önem vermekten geçer. Günümüzde kurumsal sosyal sorumluluk mantığını benimseyen kurum ve işletmeler, müşteriler üstünden benimsenen soyut imajı doğru hedef kitle üzerine yerleştirip sorumluluk anlayışı ile birleştirir.

Sosyal Sorumluluğun İmaj Katkısı Nedir?

Sosyal sorumluluk; bir işletmenin toplumun beklentileri dikkate alarak uygun ekonomik koşullar altında, yasal, kurum kimliğine uygun çalışma politikasıdır. Toplum refahını önemseyen koruyucu faaliyetlerdir. Günümüz de sosyal bilincin artış gösterdiği 2000’li yıllarla birlikte uzun vadede etkili bir kurum imajı yaratmak için, işletmelerin, kurum ve kuruluşların sosyal sorumluluk anlayışına sahip olması gerekir. Sosyal sorumluluk bilincine sahip işletmeler güven duyulan yer olarak müşteri algısında yer edinir. Güçlü bir imaj elde edinilmesini kolaylaştırır. 

İşletmeler Sosyal Sorumlu Bir Şirket Algısını Nasıl İfade Etmeliler?

İşletmeler çevreye karşı sorumlu olarak algılanmak istediklerinde; çevreye karşı hassas oldukları ile ilgili bilgi verici duyurumlarda bulunmalı ve bunları taahhüt altına almalılardır. Üretilen her ürünün çevre duyarlılığının kontrolünü sağlamalı ve olası etkileri üzerinde çalışmalılardır. Benimsediği sosyal sorumluluk alanında yeni gelişmeleri takip ederek iş yapış yöntemlerini de geliştirebilmelilerdir.