Kategori arşivi: KİŞİSEL MARKA

GİRİŞİMCİLİK VE MARKALAŞMA

Pandemi ile birlikte artış gösteren marka bilinci oluşturma, sadece kurumlar için değil kişiler içinde en önemli sorumluluk olmaya başladı. Bir şeyin daima daha fazlasını arar haldeyiz. İşe yeni başlamış girişimcilerin de işleri ile birlikte kendilerini de markalamaları zorunlu hale geldi.

Girişimcilerin hepsi pazarda var olan kaynaklar ve ele geçirmek için uğraş verdikleri fırsatlar için rekabet ediyor. Tam bu noktada kendilerine ait olan hikayeyi paylaşmaları, itibarlarını geliştirmeleri kendilerine ait. İşini markalaştırmak istemeyen kendi alanında kalmak isteyen bir girişimci olarak yola devam ettiğinizde rakiplerinizin önüne çıkmamanız imajınıza, şirket değerlemenize, kârlılığınıza hatta hedef kitlenize dahi zarar verebilir.

Benim Markam

Kendinizi markalamak için siz ve şirketiniz arasında ortak noktalar bulun.

Ortak temel özellikler belirleyerek işin başlangıç kısmını bir adım ilerlettikten sonra müşterilerinizin gözünde sizi ve girişiminizi aynı noktaya getirmek için proaktif olarak çalışabilir, aynı güçlü kaliteye işinize verdiğiniz önem kadar kendiniz için de sağlamış olursunuz. Her ürün, hizmet, müşteriler için dürüstlük, güven, etki, müşteri odaklılık gibi izlenimlere sahiptir. Yaptığınız işte ki benzer özellikleri tanımlayın ve bunları kendi kimliğinize dahil ederek ortaya çıkın ve bilinin.

Uzman olun.

İş dünyasında kendi alanınıza liderlik ettiğinizden emin olmanız gerekir. Bu bakış açısı sizi güvenilir, yenilikçi ve işinde uzman bir düşünce lideri olarak tanıtacaktır. Zamanla da üzerine siz ekleyerek daha etkin bir konuma geleceksiniz. Müşterileriniz tarafından daha önce karşılanmayan ihtiyaçlarını uzman gözüyle karşılama isteğiniz sizin işine önem veren biri olarak algılanmanızı sağlayacaktır.

Önce Ağ Kur Sonra Bağ

Doğru insanlarla ağ kurmak, sizi potansiyel müşterilerin yanı sıra sektör büyüklerinin yanında da yer almanıza bir adım olacaktır. Bunun için yapmanız gereken girişiminize odaklı çalışan bir ağ stratejisi düşünmenizdir. İnsanlarla bağlantı kurduğunuzda fikir ve bilgi alışverişinde bulunduğunuzda, cömertlik geri dönecektir.

Sosyal medyayı kullanın

Günümüz dünyasında müşterilerimiz bunun üzerindedir. Herkes kolay, ilginç ve hızlı olan bu mecralarda bulunmayı sever ve ister haldedir. Sen ve girişiminin içinde sosyal medya da olmalıdır. Kişisel ve ticari markanızı ayrı tutmayı unutmayın.

İletişim becerilerini doğru kullanın

Mükemmel iletişim becerilerine sahip olmak öne çıkmanıza da yardımcı olacaktır. Ne dediğine dikkat etmek, daha iyi yazmak, gramer ve imlalarına dikkat etmek sadece sizi öne çıkarmaz. Kurduğunuz işinizi de bir adım ileriye taşımaya yardım eder. Doğru taktikler ile iyi bir sunum yapabilmek siz ve kuruluşunuz daha etkili olarak algılatır. Girişiminiz ve size ait çevrimiçi bir video, ürün videosu veya kurumsal eğitim, müşteri görüşleri gibi avantajınız için tüm iletişim türlerini kullanmaya çalışın.

Kendiniz olun

Ne yaparsak yapalım kitlemizin kim olduğuna bakmaksızın her zaman tutarlı ve özgün olmak zorundayız. Girişimcilerin sadece işlerini değil, kendilerini de markalaştırmasının önemli olduğu zamanlardan geçiyoruz. Ön plana çıkmak, kendimizi görünür kılmak ve mümkün olduğunca çok kanal aracılığıyla müşterilerle iletişim kurmak önce kendimiz olduğunda ve buna değer verdiğimizde bize yol gösterecektir.

Kişisel Markanızı Oluşturmadan Önce…

Kendi sesini kulağına fısıldadın mı?

Kişisel markalaşma en çok konuşulan konularından biri. Aman tanrım geç kaldım demek bile aslında kendine farkında olmadan geç kalmak demektir. Şimdi gelin bir başlangıç yapalım.

Merhaba bu yazı dizimde,

Kişisel markalaşma hakkında merak edilenleri sizinle paylaşmak istiyorum.

Kendinizi tanıma yolculuğunuza ek kişisel markanızı oluşturma, dijital kimliğiniz, ayak izlerimiz, göz izlerimiz, her nerede nasıl bir iz bıraktıysak iyi ya da kötü, güzel veya çirkin… doğru mu yaptım yoksa yanlış mı diye siz düşünedurun…. Ben yazayım, siz okuyun ne dersiniz?. İlgili konularda destek alacağınızı umuyorum. Ben haftada bir kere, hafta sonu günleri (cumartesi veya pazar günlerinden birinde) seninle sohbet edeceğim. Eğer bir karışıklık olur da yazamaz isem mutlaka sonrasında haber veririm.

Ben uzun yıllar kurumsal iletişim ve marka alanında çalıştım. Seni buraya yönlendiren yazımda dijital evim den bahsetmiştim. (Aslında substack üzerinden bu yazı dizinine başlamıştım. sonrasında kendi bloguma da almaya karar verdim.) Misafirim olabilirsin. Kapım iyi niyetli herkese açık. Marka alanında içerik üretmek, mentorluk yapmak, danışmanlık süreciyle ilerlemek bana oldukça keyif veriyor. Tabii bir de işin dijital postacı tarafı var. Yeni yıla girmeden önce başlayan 24 gün öncesinde 24 mektup yazdığım kişisel ve kurumsal bir grubum var. Onlara marka, iletişim, pazarlama hakkında mektuplar gönderdim. Sonradan mektupları topluca temin etmek isteyenler mektuplara ulaştı. Böyle başlayan mektup yolculuğu şimdilerde bir arkadaşınıza gönderilmek üzerine sizin adınıza mektuplar yazmam ile devam ediyor.

Aldığın bu e-postayı,

Kişisel markalaşma adına bir mektup gibi düşünebilirsin. Bu nedenle çok resmi olamayacağımı baştan söyleyeyim. Rehber niteliğinde hazırladığım notlar ile potansiyelinizi keşfederek adım adım kişisel markanızı inşa etme konusunda size yol gösterebileceğini düşünüyorum.

Hadi bakalım. Girizgahı çok uzattım. Konumuza dönelim 🙂

Eğer, bire bir online ilerlediğim kişisel marka mentorlüklerinden birinde olsaydın sana bu soruyu sorduğumda 2 dakika düşünme payın olurdu. Ben de 2dk Google Meet Meditasyonu yapardım. (Yazıyı bitirdikten sonra Google Meet Meditasyonu nedir diye arama yapma sakın onu ben buldum.)

Kişisel Markalaşma Nedir?

Aslında literatüre göre Kişisel markada aynı kurumsal marka oluşturma gibidir. Gerçekten bir farklı yok. Sadece kavramların yeri farklı. Kişisel marka sizin bireysel düzeyde temsil edilmeniz ile ilgili.

Kişisel marka ünlü olmak mıdır?

Zengin,

Sanatçı,

Artist,

Akademisyen,

Üst düzey,

Influencer ( fenomen bilerek demedim= Türkçe karşılığında hala bir anlam kargaşası yaşanıyor. Henüz doğru karşılığı bulunamadı)

Kişisel markalaşmanın temsili; bir sestir.

Kimin sesi?

Senin sesin.

Nasıl bir ses?

Tok, akıcı, gür… ya da bunların hiç biri!

Sesin güzelliği değil, nasıl konuştuğun önemli desem…

Biraz yerine oturmaya başladı mı?…

Kişisel marka senin kişiliğinin içinde bilinmesini istediğin konuları oluşturmayı ve onu sahiplenmeni içerir. Çok konu var çoook o kadar çok ki. Sen bile senin içinde bu konuların nerede olduğunu bilmiyorsun ama hepsine sahipsin. Aynı adını sahiplendiğin gibi.

Adınız ve soyadınız nedir diye sorsam hemen cevaplarsınız.

İşte o ses sensin.

Sen kendindeki bir sesi temsil ediyorsun. Bu bazen bir cümle, bazen bir şiir dizesi bazen arkadaşlarınızın size taktığı bir rumuz olabilir. Ne olursa olsun. Önceliğin senin kendini nerede konumlandırdığındır. Sesin, dönüşümünün nerede başladığı ve bunu kendinde nasıl birleştirmen gerektiğidir. O ses seninle doğdu. Bul ve keşfet. Hayatta çok şey buluruz, bulduğumuzu sanarız. Oysa asıl ö’z’e bakarsak anlarız ki; bulduğun değil keşfettiğin seninle ilerler.

Bir sonraki Marka Mentor mektubunda görüşmek üzere…

Sen kendi marka tanımını yazmak istersen elbette paylaşabilirsin. Seve seve okurum.

2021’in ilk 4 ay’ı kendin için ne yaptın?

Haber değeri taşıyan sensin!…

Yoksa sen de hala, kişisel markalaşma, sanal marka, dijital kimlik döngüsünü içerisinde olanlardan mısın? Umarım bu bülten başlangıcı sizi biraz şaşırtır ve okumaya değer bulursunuz.

Benim için değil. Sadece kendin için. Ben bilgilerimi paylaşmak için buradayım. Peki ya sen? Sen neden okumaya başladın?

Hoşgeldin Merak,

Senin değil, tüm okuyucular olarak adımız merak. Bilmek ve öğrenmenin dışında bolca merak için okuyoruz.

Merak…

İlgini çekmediysem ekranı kapatıp diğer sekmeye geçme hakkın baki…

Ya gerçekten bir şey öğrenmek istiyorsan?

Bir şeyden kastım. Bilgi her yerde…Bilmediğimiz bir şey yok gibi. Ama yine de aradığımız bilginin derlenmiş toparlanmış olmasına özen gösteriyoruz. Aradığımız bilgiyi bulduğumuzda bizi mutlu eden de bu.

Bu sayfa, okuyucuyla (seninle) birebir konuşma şeklinde yazdığım yazılarla ilerleyecek. Karşında ben varmışım gibi okuduğun, sana seslendiğim devrik cümleler çokca var. Örneğin; yazıyı hiç değiştirmeden yayına alacağım. Burayı benim sana sorduğum sorular ile senin kendine verdiğin cevaplardan oluşan bir bülten şeklinde oluşturmayı hedefledim.. (elbette sorulara cevabını yorum olarak paylaşabilirsin.) Doğru ya da yanlış yok. Bilmemek ve öğrenmemek var.

29 harf var elimizde ama yazmak anlatmak bitmez… Ben böyle sabaha kadar yazar dururum. Bu nedenle durmam gerekiyor. Şimdi başka bir yerde marka yazımın düzenlemesine devam etmeliyim.

Sayın Okuyucu, bültenimden ayrılmadan önce merak ettiğim bir şey var.

Kendini bana tanıtır mısın?

Yazarken aslında kendini bana değil, kendine tanıttığını hep hatırla.

(Unutma…sözcüğünü kullanmıyorum.).

Eğer yorumlarda buluşursak sevinirim. Ya da bana ayrıca ulaşıp kendini tanıtabilirsin. En kısa sürede yeniden buluşmak ve tanışmak üzere…