AVUÇLARIMDA BABAMIN ELLERİ

Baharın kitaplığından merhaba, normalde bu bölüm duygusal zeka serimizin son 4 dört kitabı ile devam edecektim ancak bu kitabı tam da bunun ortasına eklemek istiyorum.  Kitabın adı. Avuçlarımda babamın elleri…

Bu başlık kulağa nasıl geliyor hadi bir resmetmeye çalışalım. Kitabın kapağında Melda hn ile rahmetli babası mahmut bey var. Kitabın üst dokusu nostaljik. Arda kapakta izmir saat kulesi var. Kitapların kendine has bir kokusu vardır ya! ben hafif bir gül kokusu hissettim. Kokulu kağıt mı kullanıldı, bir parfümün yanında mı uzun süre kaldı bilmiyorum ama okurken o kokuyu hissetmek güzel geldi.  Kitap, bana yazarımız Melda taptık’ın hediyesi. Kitabı ilk elime aldığımda beni, bana yazdığı güzel bir söz karşıladı. Kitabı bitirdiğimde fark ettim ki, Tıpkı babasının elleri kendi avucunda olduğu gibi ben de melda ellerini avucumda hissetmişim.

Kitap hüzünle başlıyor.  Önce çok ağlayacağımı hissettim. Sonra öyle bir an geldi ki kitap yerini mücadeleye bıraktı. Hayatın anlam arayışı, yılmazlık, empati, ev halkına liderlik, koordinasyon, ekip yönetimi, farkındalık için alınan eğitimler, bir şeyi yeri ve zamanı geldiğinde bırakabilme, akışta olma, sürekli yeniden bir hayat kurabilme azmi ve bunu başarma içgüdüsü… içimizden biri. Kadın-erkek ilişkilerine bakış açıları, nesilden nesile yetiştirilme tarzı ve bunların tam göbeğinde bir hastane yöneticiliği. Tam bir hayat dersi. kitabı okuyup bitirdiğinizde Melda hn. Destek olan o kadar kişi aslında el birliği ile kitabı okuyanla da büyük bir bağ kuruyor. İş birliği ve iletişimin ne denli güçlü olabildiğine şahit oluyoruz.

Belki bu kitabın adı ve kapağı başka olmuş olsaydı. Aynı hayat öyküsünü iş dünyası adı altında fazlasıyla konuşurduk. Normalde kitap okurken yanıma kalem alırım. Bu sefer almamıştım. Altını çizebileceğim, araştırabileceğim bir yer olur mu diye okurken gözlerim bir yanda hep kelimeleri tarafı.

Buldum. Hiç bilmediğim farkındalık bilgileri, bizim hayatımız için de hiç bilmediğimiz tıp terimleri, hatta Mersin de bir dönem yaşamış ve çok ünlü olan bir doktor. Okumaya ara verip doktor cem kınacıyı araştırmaya başlamıştım. Mersin de yaşadığım yerde kitabın anlattığı dönemde özel bir hastane de görev yapan Nükleer tıp doktorundan bahsediyor. Dr. cem kınacı.  Satırlar şöyle ilerliyor: “Yaptığı araştırmalar sonucu yıllardır aldığı eğitimlerin katkısı ile aşılardaki ağır metallerin çocukların vücudundan atılamadığını tespit etmiş. Aynı zamanda dünyadaki dan protokolündeki ilk Türk doktormuş”.  Gurur duydunuz siz de değil mi!

Bilmeyenler için bilgi olarak not düşeyim. Dan protokolü. Dünyada geçerli Otizmin tedavisine yönelik tedavi protokollerinin en ünlüsüymüş ve bu araştırırken şunu öğrendim. 27 ünlü otistik ve bilim adamı varmış. İnternet dünyası en ünlü olarak 27 kişi seçmiş.

Kitap 3 kere bir döngüden bahsediyor. Bu döngü bir nesne aslında. Hepimizin evinde, çeyizinde yer küçük ya da büyük yer alıyor. Onu her gördüğümde aklıma bu kitap gelecek.

Şimdi gelelim en güzel yere. Kitaptan bir bölüm okuma ve veda zamanı. Sürpriz bölümümüzün başlığı hayatınızdaki çöpleri temizleyin:

Peki ya sizin şarkınız? … Baharın kitaplığında bu bölüm sona erdi. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere hoşça kalın.

Çorum Ticaret ve Sanayi Odası ve Çorum TSO Kadın Girişimciler Kurulu’nun davetleriyle ADIM ADIM MARKA YARATMAYI konuşacağız:

-Yeni bir iş kurarken üretim mi yoksa marka mı önce gelmelidir?

-12 adımda markalaşma reçetesi,

-Marka adı geliştirmek neden ilk adım olmamalıdır?

-Marka, krizde can simidi olabilir mi?

-Satışla reklam neden birbirlerini kıskanırlar?

-Reklam yapmadan da marka yaratmak mümkün mü?

-Marka olmak pahalı veya meşhur olmak mıdır?

Yorum bırakın